mini öykü: Minibüs
Akşamları eve dönmek üzere bindiğim, Kırmızıtoprak-Çamlıca seferi yapan minibüsteydim. Akşam saatleri olduğu için
hava bir hayli kararmıştı. Yollar karanlıktı ve sokak lambalarının ışığı
çevreyi izlemeye yetmiyordu. Ben de yol uzun olduğu için, sıkıntıdan sokak
lambalarını sayıyordum.
Yine böyle saymaya devam ettiğim esnada,
elli sekizinci lambaya geldiğimizde minibüs birden durdu. Kaptan belli ki yolcu
alacaktı. Kapı açıldı ve minibüse bir kişi bindi.
Kapıyı net bir şekilde görüyordum ancak
önümde birkaç kişi olduğu için binen kişiyi tam olarak görememiştim. Ancak önümde
duran uzun boylu adam biraz kenara çekildiğinde nihayet ONU görebilmiştim.
Arkası dönüktü. Saçları, kıyafeti, duruşu… Her şey çok netti artık. Yüzünün bir
şekilde bana dönmesini bekliyordum.
Birkaç durak sonra inenler oldu ve minibüs
biraz olsun rahatlamaya başlamıştı. Ben ise ONDAN gözlerimi alamıyor, beni fark
etmesi için heyecanla ONA bakıyordum.
Bir ara, yanımda oturan kişi ayağa kalktı
ve ONA yer verdi:
“Buyurun, oturun lütfen.”
Teşekkür etti ve tam yanıma oturmaya hazırlanırken
sonunda beni fark etmişti.
Yanıma oturan kişi dayımdı.
“Oo, nabıyon yeğen?” dedi.
“İyi nabiim eve gidiyom” dedim.
“İyi” dedi.
Sonra önümüze döndük ve Çamlıca
istikametine doğru yola devam ettik. O an aklımda sadece şu soru vardı:
“Kaçta kalmıştım lan?”



Yorumlar
Yorum Gönder