Pisagor'un Terası


Tekrar dönmeyi planlıyordum bu terasa; Pisagor’un terasına...

Her şey biter, Eskişehir’deki misyonumu tamamlar ve sonra bu terasa geri dönerim, diyordum; tekrar o korkulukların arkasından bakabilmek için o mahsur falezlere...

Burada doğdum ben. Sebebi bu. 2018, Aralık ayında.

Sonra bekledim. Doğduktan sonra, tam olarak nelere hâkim olduğumu anlamama yetecek kadar bir süre, bekledim.
“Ne kadar ayakta kalırım?” sorusundan önce “Ayağa ilk, ne zaman kalkarım?” sorusu cevap bekliyor. Doğmak böyle bir şey. Yok öyle, yeniden doğdum, her şey mükemmel…
Önce ayağa kalkman lazım.

Burada ayağa kalktım ben. Bir sebebi de bu. 2019, Ocak ayında.

Sonra başladım.
Ayağa kalktıktan sonra, yazmayı başarabileceğime inandığım an, başladım.
“Ne zaman bitiririm?” sorusundan önce “Bitirebilecek misin?” sorusu cevap bekliyor.
Yazmak böyle bir şey; yazmaman için elinden gelen her şeyi yapıyor. Önce onunla savaşıyorsun, galip gelirsen devam.

Bu teras sayesinde galip geldim ben. Bir başka sebebi de bu. 2020, Haziran ayında.

Bu sebeple tekrar oraya dönmeyi planlıyordum; ait olduğum yere. O altı numaralı köhne odaya, falezlere, dalgalara, karşı kıyıya… Hiç dokunamadığım o yüz için belki de. Ya da bir tiyatro oyunu daha.

Ama evet, maalesef, planlıyor-dum.
Artık öyle bir şansım kalmadı.

Her şey orada başladı, orada bitti.

}{

Ben artık o sessiz sahilde, o kahvemsi içkiyi yüzümü ekşite ekşite yudumlarken, Cebrail'in Eyyûb'ü yıkadığı beyaz bulutu bekliyorum.

Yorumlar

Popüler Yayınlar