"İNTİKAL" Ne Anlatıyor?
İntikal, hayatı boyunca karşılaştığı
talihsizliklerin hâd safhaya ulaştığı bir dönemde, otuz yaşında askere giden Barkın isimli
bir gencin, Türk siyasî ve askerî tarihinin en puslu gecelerinden birinde,
yaklaşık beş yüz askerle birlikte karanlığa sığınmasını ve eş zamanlı olarak
yaşadığı acı kaybının etkisiyle bir hesaplaşma serüvenine atılmasını konu
alıyor.
Gerçek kişi ve olaylardan esinlenilerek kurgulanan İntikal; dram, gizem ve polisiye ağırlıklı, 434 sayfadan oluşan, tarihî türde bir romandır. Olaylar, hâkim (ilahî) bakış açısıyla anlatılmakta; bazı bölümler ise döneme ait güncel haberlerin yer aldığı internet sitesi görüntüleriyle desteklenmektedir.
2016 yılının ikinci çeyreğinde
Eskişehir’de başlayan serüven; İzmir, Denizli, Söke ve Antalya ekseninde sekiz
aylık süreci kapsamakta, içerdiği dönemden de anlaşılacağı üzere, olayların
merkezinde “15 Temmuz Darbe Teşebbüsü” yer almaktadır. Ancak İntikal, tarihsel
bir kahraman yaratmak, ilgili süreci politik anlamda yorumlamak, ilgili sürece
ideolojik bir göndermede bulunmak, ait olduğu sistemi, hükümeti veya devleti
eleştirmek ve siyasî erklere yergi veya övgüler düzmek gibi amaçlar gütmemekte
olup aksine; az bilinen, gözden kaçan veya görmezden gelinen ve sonrasında maalesef
tarihin tozlu raflarına kaldırılan bazı olay, hissiyat ve gerçekleri, göz önüne
sermeyi hedeflemektedir.
İntikal’in, 15 Temmuz Darbe Girişimi konusunu işleyen diğer eserlerden en büyük farkı ise o geceyi bizzat yaşayan kısa dönem bir askerin kaleminden çıkmış olmasıdır. Ayrıca ülke genelinde farklı gerekçelerle kışlasından çıkarılan er rütbesindeki askerlerin yaşadıkları Denizli özelinde anlatılmakta; Denizli (Çardak) halkının yaşananlara etkisi ve bu etkinin, teşebbüsün seyrini nasıl değiştirdiği, akabinde ise yaklaşık beş yüz askerin, Ankara semâlarında infilak edilmekten -adeta bir kelebek etkisiyle- nasıl kıl payı kurtuldukları ve nihayetinde neden karanlığa sığındıkları, -kurgusal olarak- karşımıza çıkmaktadır.
Ayrıca,
İntikal’de, İkinci Dünya
Savaşı'nın etkilerini 2016 yılında dahi hissetmeye devam eden bir Polonyalı’nın
hikayesini de okuyacaksınız; Turuncu Devrim ve Bağımsızlık Meydanı olaylarının
Polonyalı’nın hayatını nasıl değiştirdiğini... Antalya Kaleiçi'nde kaldığı oteli...
Oteldeki insanları... O insanların dramatik yaşantılarını okuyarak birçok
farklı hikayeyle de karşılaşacaksınız.
Bazen de bir tiyatro
oyununda bulacaksınız kendinizi; Antigone’nin haklılığı sorgulanırken...
Bazen de Eskişehir’in, İzmir’in anılarla,
Antalya’nın ise hayallerle dolu bir köşesinde, geçmişi sorgularken bulacaksınız
kendinizi.
Ve tabii ki her şeyden önce, Barkın ve Yağmur’u tanıyacaksınız. Aralarındaki o rüya gibi ilişkiyi; gevezeliklerini, aykırılıklarını ve uyumlarını… Ve sonra o ilişkinin "neden" ve en önemlisi "nasıl" sonlandığını okuyacaksınız; her şeyin birdenbire nasıl felakete dönüştüğünü...
Son olarak ise bir hesaplaşma sürecine
şahit olacaksınız.
Belki de tüm bunları
okurken, Profesör Wagner’in kemanından yükselip Pisagor’un terasındaki rüzgara
karışan keman seslerini, Evgeny Grinko'nun bestelerini ve F.Schubert'in o
unutulmaz başyapıtını duyar gibi olacaksınız.
Umarım keyifle okursunuz.
eKc.



Yorumlar
Yorum Gönder